|
"İslami Terör" Kavramı
Yanılgıdır
|
|
15 Kasım ve 20
Kasım 2003 tarihlerinde
İstanbul’da gerçekleştirilen
terör saldırıları sadece
Türkiye’de değil tüm dünyada
büyük yankı uyandırdı. Bu
saldırılar, terörün gerçek
kökeni ile ilgili çok önemli bir
konuyu dünya gündemine getirdi.
Ve bu vesile ile İslam'ın barış
ve hoşgörü dini olduğu,
insanlara merhameti ve adaleti
emrettiği bütün dünyaya yaygın
olarak duyurulmuş oldu. Birçok
dünya lideri, önemli basın yayın
kuruluşları, televizyonlar,
radyolar defalarca gerçek
İslam'ın şiddete hiçbir şekilde
izin vermediğini, daima insanlar
ve toplumlar arasında barışı
emrettiğini kendi topluluklarına
anlattılar. İslam dinini
yakından inceleyen ve Allah'ın
Kuran'da emrettiği gerçek İslam
dinini tanıyan Batılı çevreler
İslam ve terör kelimelerinin
birarada bulunmasının kesinlikle
mümkün olmadığını, İlahi
dinlerin hiçbir şekilde şiddete
izin vermediğini tüm açıklığıyla
ortaya koydular.
Bilindiği
gibi, asırlardır dünyanın farklı
bölgelerinde çeşitli terör
eylemleri
gerçekleştirilmektedir. Her biri
farklı gruplar tarafından ve
farklı amaçlarla yapılan bu
eylemler kimi zaman komünist bir
örgüt, kimi zaman faşizan bir
grup, kimi zaman da radikal ya
da ayrılıkçı çevreler tarafından
üstlenilmektedir. Amerika gibi
ülkeler sık sık ırkçı ve
marjinal terör grupları
tarafından gerçekleştirilen
saldırılara hedef olurken,
Avrupa ülkelerinde, çeşitli
terörist gruplar tarafından
şiddet eylemleri
düzenlenmektedir. Yunanistan'da
17 Kasım, Almanya'da RAF,
İspanya'da ETA, yine Almanya'da
neo-Naziler, İtalya'da Kızıl
Tugaylar ve daha pek çok örgüt
terör ve şiddet yöntemiyle
seslerini duyurmaya çalışmakta,
hiçbir suçu olmayan, savunmasız
insanları vahşice
katletmektedirler. Gelişen ve
değişen dünya koşulları ile
birlikte terörizm de değişiklik
göstermekte, gelişen teknolojiye
bağlı olarak elde ettiği yeni
imkanlarla etkisini ve gücünü
her geçen gün artırmaktadır.
Özellikle de internet gibi kitle
iletişim araçlarının etkisiyle
terör faaliyetlerinin alanı ve
etkisi daha da genişlemektedir.
ABD ve
Avrupa'daki gibi Batı kökenli
örgütlerin yanı sıra, Ortadoğu
çıkışlı terör örgütleri de
bulunmaktadır. Nitekim dünyanın
dört bir yanındaki kimi terör
girişimleri bu gruplar
tarafından üstlenilmekte ve
gerçekleştirilmektedir. Ancak
burada çok önemli bir noktayı
vurgulamak gerekmektedir. Bu
gibi terörist eylemleri
gerçekleştiren kişilerin
Hıristiyan, Müslüman veya Yahudi
ismi taşımaları bazı çevreleri
yanlış kanaatlere sürüklemekte
ve İlahi dinlerle bağdaşmayan
iddialar ortaya atmalarına neden
olmaktadır. Eğer teröristler
Müslüman isimleri taşıyor
olsalar, kimliklerinde
"Müslüman" yazıyor olsa bile,
işledikleri cinayetlere "İslam
terörü" denemez. Aynı şekilde
Hıristiyan olsalar, "Hıristiyan
terörü" veya Yahudi olsalar
"Yahudi terörü" de denemez.
Çünkü, İlahi bir din adına
masum insanların öldürülmesi
mümkün değildir. Unutmamak
gerekir ki, New York'ta veya
Washington'da öldürülen insanlar
arasında, Hz. İsa'yı sevenler
(Hıristiyanlar), Hz. Musa'yı
sevenler (Yahudiler) ve
Müslümanlar da vardır. Bu masum
insanları öldürmek, Allah'ın
affetmesi dışında, cehennem
azabı ile sonuçlanacak olan
büyük bir günahtır. Dine inanan,
Allah korkusu taşıyan bir insan
hiçbir şekilde böyle bir şey
yapamaz.
Böyle bir
vahşetin failleri, hangi dine
mensup olduklarını iddia
ederlerse etsinler, bunu ancak
dine saldırmak amacıyla yapıyor
olabilirler.
Amaçları, dini insanların
gözünde kötülemek, insanları
dinden soğutmak, dindarlara
karşı nefret ve tepki oluşturmak
olabilir. Dolayısıyla masum
insanlara yönelik "din" adı
altındaki her saldırı, aslında
dine karşı da yapılmış bir
saldırıdır.
Din ahlakı,
sevgiyi, merhameti, barışı
emreder. Terör ise dinin
zıttıdır; acımasızdır, kan
dökmek, öldürmek, acı çektirmek
ister. Dolayısıyla bir terör
eylemine fail ararken, kaynağı
dindarlıkta değil, dinsizlikte
aramak gerekir. Olayın kökenini,
faşist, komünist, ırkçı,
materyalist düşüncedeki
insanlarda aramak gerekir.
Teröristlerin hangi ismi
taşıdığı, kimliklerinde ne
yazdığı önemli değildir.
Allah'tan korkmayan, tek amacı
kan dökmek ve acı çektirmek olan
bir canidir. Bu nedenle, "İslami
terör", "Yahudi terörü",
"Hıristiyan terörü" son derece
hatalı kavramlardır. Çünkü İslam
dininde, Hıristiyanlıkta ve
Musevilikte hiçbir şekilde
teröre yer yoktur. Aksine,
İslam'a göre "terör" olarak
adlandırdığımız eylemler (yani
masum insanlara karşı işlenen
cinayetler), büyük bir suçtur ve
Müslümanlar bu eylemleri
engellemek, yeryüzüne barış,
huzur ve adalet getirmekle
sorumludurlar.